Batı Şeria'nın El Halil kentinde, 25 Şubat 1994'te Harem-i İbrahim Camii'nde yaşanan ve tarihe "Harem-i İbrahim Katliamı" olarak geçen vahşetin tanığı, dönemin imamı Şeyh Adil İdris, aradan geçen 32 yıla rağmen o dehşet anlarını ilk günkü gibi hatırlıyor. Sabah namazı vaktinde, namaz kılan cemaatin hedef alındığı saldırıda silah sesleri ve şehit edilenlerin görüntüleri, İdris'in hafızasında tazeliğini koruyor.
Katliamın Gölgesinde Bir Ömür
Şeyh İdris, o kara günde cami içinde yaşananları "kelimelerle anlatılamaz bir dehşet" olarak tanımlıyor. Fanatik bir Yahudi saldırganın, ibadet eden masum insanların üzerine pervasızca ateş açtığını belirten İdris, "Bir anda silah sesleri yükseldi. İnsanlar can havliyle kaçışıyordu ama kaçacak yerleri yoktu. Onlarca kardeşimiz gözlerimizin önünde şehit düştü, yüzlercesi yaralandı. O günün acısı hiç dinmedi" ifadeleriyle yaşadıklarını aktardı.
Unutulmayan Bir Yaranın Yıldönümü
25 Şubat 1994'teki Harem-i İbrahim Katliamı, Batı Şeria'da Filistinlilerin maruz kaldığı şiddetin en acı sayfalarından biri olarak tarihe geçti. Olayın, bölgedeki gerilimi daha da tırmandırdığı ve Filistin halkının hafızasında derin izler bıraktığı biliniyor. Uluslararası gözlemciler, bu tür katliamların, Filistin toplumunda travmayı canlı tuttuğunu ve uluslararası camianın adalet çağrılarını güçlendirdiğini belirtiyor.
Filistinli sivil toplum kuruluşları ve bölge halkı, her yıl dönümünde katliamı kınayan ve faillerin hesap vermesini talep eden açıklamalar yapıyor. Şeyh İdris'in tanıklığı, 32 yıl sonra bile Harem-i İbrahim Camii'ndeki o günün acısını ve bölge halkının adalet arayışını diri tutuyor. Katliam, Filistin topraklarındaki işgalin ve şiddetin trajik bir sembolü olarak hafızalardaki yerini koruyor.